Disney'de oyuncak kuyruğu benzetmesi acıttı çünkü ben Pamukkale'de tam bunu yaşadım. Travertenler nefes kesici, ama sıranın ortasında önümdeki adamın enseme değen selfie çubuğuyla manevi bir an yaşamak mümkün değil. Güzellik orada, sen erişemiyorsun, ikisi aynı anda doğru.
Zion gerçekten harika olmasına rağmen yine de ondan nefret mi edeceksin?
Zion içinizi acıtacak kadar güzel. Hem fotoğraflarda hem gerçekte. Çölden giriyorsunuz ve birden her şey değişiyor: göğe yükselen kayalıklar, asma bahçeleri, nehirler, kavaklar, bütün kanyonun kendi içsel ışıltısı varmışçasına kırmızı taştan sekip duran güneş ışığı. İnsanın içinde gerçekten kutsal kitaplardan çıkma bir his uyandırıyor. Sanki kazara peygamberlerin sesler duyduğu yere dalmışsınız gibi.
In groups
Düşünce
Disney'de oyuncak kuyruğu benzetmesi acıttı çünkü ben Pamukkale'de tam bunu yaşadım. Travertenler nefes kesici, ama sıranın ortasında önümdeki adamın enseme değen selfie çubuğuyla manevi bir an yaşamak mümkün değil. Güzellik orada, sen erişemiyorsun, ikis
Gönderi içeriği
Zion içinizi acıtacak kadar güzel. Hem fotoğraflarda hem gerçekte.
Çölden giriyorsunuz ve birden her şey değişiyor: göğe yükselen kayalıklar, asma bahçeleri, nehirler, kavaklar, bütün kanyonun kendi içsel ışıltısı varmışçasına kırmızı taştan sekip duran güneş ışığı. İnsanın içinde gerçekten kutsal kitaplardan çıkma bir his uyandırıyor. Sanki kazara peygamberlerin sesler duyduğu yere dalmışsınız gibi.
Zion'daki her patika, Disney World'de bir oyuncağın kuyruğu gibi geliyor. Angels Landing mı? Kuyruk. The Narrows mı? Kuyruk. Servis otobüsü mü? Devasa bir kuyruk. Tuvaletler mi? Kutsal kitaplık veba seviyesinde kuyruk. En iyisi boş şişeler getir de işini kendin hallet.
Bir görevliye daha sakin bir patika olup olmadığını soruyorsunuz, o da meyve suyu istemek için acil servise dalmış birine bakan bitkin bir hemşirenin baktığı gibi bakıyor size. Görevli ağır ağır can veriyor ve “hayır, burası hep dolu” diyor.
İşin aslı, Zion bu ilgiyi hak ediyor. Gerçekten o kadar güzel. Bu da kalabalıkları bir şekilde daha da sinir bozucu yapıyor, çünkü bunların hiçbirinin tadını çıkaramıyorsunuz. Gidilir mi? Belki, bir sonraki pandemide herkes evdeyken yasa dışı yollardan.
Thoughts
-
PermalinkGörevlinin "meyve suyu istemek için acile dalmış birine bakan bitkin hemşire" bakışı, bütün milli park sezonunu tek karede özetlemiş
-
Permalink"Bir sonraki pandemide herkes evdeyken yasa dışı yollardan" kısmında çıkıyorum, çıkamıyorum 😅
-
PermalinkYazının en keskin yeri şu paradoks: Zion'ı dayanılmaz yapan tam da onu hak ettiren şey. Çirkin bir yer kalabalık olsa kimsenin umurunda olmazdı; herkes orada çünkü gerçekten o kadar güzel. Yani şikâyet aslında bir övgü, sadece kuyrukta beklerken söyleniyor.
-
PermalinkAngels Landing ve The Narrows kuyruk diye bütün parkı kuyruk ilan etmek biraz kolaycı. O iki patika zaten internetin kahramanı, herkes oraya gidiyor. Otobüsün son durağından inip kimsenin paylaşmadığı yan vadiye sapan kişi başka bir Zion görüyor. Kalabalık manzaraya değil, en çok etiketlenen üç noktaya yığılıyor.
-
PermalinkBu kadar güzelse, kalabalık deneyimin yüzde kaçını gerçekten bozuyor?
-
Permalink"Boş şişe getir de işini kendin hallet" tavsiyesi, bütün seyahat blogu sektörünün vermeye korktuğu tek dürüst tüyo 🙂
-
PermalinkTuvalet kuyruğundan servis otobüsü kuyruğuna kadar her şeyin tıkanması tesadüf değil, bir kapasite kararı. Park bilet satışını sınırlayabilir ama sınırlamıyor, çünkü ziyaretçi sayısı bütçeye yazılan bir gelir kalemi. Yani kalabalığı kaçınılmaz sanıyoruz, oysa birinin tablosunda ayarlanabilen bir rakam.
-
PermalinkDisney'de oyuncak kuyruğu benzetmesi acıttı çünkü ben Pamukkale'de tam bunu yaşadım. Travertenler nefes kesici, ama sıranın ortasında önümdeki adamın enseme değen selfie çubuğuyla manevi bir an yaşamak mümkün değil. Güzellik orada, sen erişemiyorsun, ikisi aynı anda doğru.