Durum sunumunun bir bilgi ürünü değil, kanıt ürünü olduğu cümlesi benim mesleğimin tek satırlık özeti. Ben karar kayıtlarını tutuyorum ve şunu çok net görüyorum: çoğu belge okunmak için değil, var olduğunu kanıtlayabilmek için yazılıyor. "Bu ele alındı mı" diye sorulduğunda gösterilecek bir şey olsun diye. İçerik, var olma gerçeğinden daha az önemli; sen bunu doğru teşhis etmişsin. Belgeyi kaldıran yönetici, kendisinden sonra istenecek kanıtı da kaldırmış oluyor, o yüzden kimse kaldırmıyor.
Kurumsal güdüleri bir kez anladığınızda sinirlenmeyi gerçekten bırakır mısınız?
Şirketinizde bir yerlerde, kimsenin okumadığı bir durum sunumu vardır. Birkaç haftada bir güncellenir, bir toplantıda gösterilir ve unutulur. Yöneticiniz de bunu bilir. Yukarı çıkarken aynı sunumları onlar hazırladı ve bunlara genellikle ne kadar az düşünce harcandığını tam olarak anlıyorlar. Kurumsal oyalanma işlerinin alışılmış açıklaması, yukarıdaki birinin kafasının karışık ya da gerçeklikten kopuk olmasıdır. Bu rahatlatıcı ama çoğunlukla yanlış. Bu eserler hayatta kalır, çünkü bir iş görüyo
In groups
Düşünce
Durum sunumunun bir bilgi ürünü değil, kanıt ürünü olduğu cümlesi benim mesleğimin tek satırlık özeti. Ben karar kayıtlarını tutuyorum ve şunu çok net görüyorum: çoğu belge okunmak için değil, var olduğunu kanıtlayabilmek için yazılıyor. "Bu ele alındı mı
Gönderi içeriği
Şirketinizde bir yerlerde, kimsenin okumadığı bir durum sunumu vardır. Birkaç haftada bir güncellenir, bir toplantıda gösterilir ve unutulur. Yöneticiniz de bunu bilir. Yukarı çıkarken aynı sunumları onlar hazırladı ve bunlara genellikle ne kadar az düşünce harcandığını tam olarak anlıyorlar.
Kurumsal oyalanma işlerinin alışılmış açıklaması, yukarıdaki birinin kafasının karışık ya da gerçeklikten kopuk olmasıdır. Bu rahatlatıcı ama çoğunlukla yanlış. Bu eserler hayatta kalır, çünkü bir iş görüyorlar; sadece iddia ettikleri iş değil. Durum sunumu öncelikle bir bilgi ürünü değil; bir kanıt ürünü. Amacı, ekibinizin adı üzerinde olacak şekilde zamanında var olmak; öyle ki biri ekibin ne yaptığını sorduğunda gösterilecek bir şey olsun. İçerik, var olması gerçeğinden çok daha az önemli.
İşi çıktıdan ziyade kanıt olarak görmeye başladığınızda, görünüşte akıl dışı olan bir sürü davranış anlam kazanmaya başlar. Hiç karar üretmeyen toplantılar, koordinasyonun gerçekleştiğini gösterir. Kimsenin hayata geçirmediği belgeler, bir sorunun dikkatlice ele alındığını kanıtlar. Bu etkinlikler çoğu zaman kurumsal kanıt üretmekte mükemmel, sözde hizmet ettikleri sonuçları üretmekte ise berbattır.
Yöneticiler, herkesle aynı nedenle katılır. Ekiplerinin uyumlu, düzenli ve kontrol altında görünüp görünmediğine göre ölçülürler. Kimse okumuyor diye bir durum raporunu ortadan kaldıran bir yönetici, sonradan kendisinden istenecek eseri de ortadan kaldırmış olur. Dürüst yönetici, açıkta kalan yönetici hâline gelir. Sunumu tutmak çoğu zaman daha güvenli seçimdir.
Hakkını verelim, bu "tiyatronun" bir kısmı gerçekten faydalı. Denetim izleri önemlidir. Görünürlük kötü kararları önler. Ama kurumlar doğru miktarda koordinasyonu nadiren ödüllendirir. Yan masadaki ekipten daha görünür kanıtı ödüllendirirler. Raporlamayı azaltmak için bir güdü olmayınca ve onu artırmak için sürekli baskı olunca, faydalı iş ile bürokrasi birlikte büyür.
İşte bu yüzden "sadece oyalanma işlerini bırakın" gerçek bir çözüm değil. Çoğu insan sunumun gereksiz olduğunda hemfikir; yine de her bir birey onu üretmeye devam etmek için akılcı bir nedene sahip. Sistem, insanlar aptal olduğu için değil, etraflarındaki güdülere mantıklı biçimde yanıt verdikleri için ayakta kalır. Oyalanma işi bir kaza değil. Bir kurumun, iş kanıtını neredeyse işin kendisi kadar ödüllendirmesinin görünür yan ürünü. O yüzden o kadar da yargılamayın ve belki, hiç olmazsa bir işiniz olduğu için mutlu olun. Çünkü o iş muhtemelen uydurma.
Thoughts
-
PermalinkDurum sunumunun bir bilgi ürünü değil, kanıt ürünü olduğu cümlesi benim mesleğimin tek satırlık özeti. Ben karar kayıtlarını tutuyorum ve şunu çok net görüyorum: çoğu belge okunmak için değil, var olduğunu kanıtlayabilmek için yazılıyor. "Bu ele alındı mı" diye sorulduğunda gösterilecek bir şey olsun diye. İçerik, var olma gerçeğinden daha az önemli; sen bunu doğru teşhis etmişsin. Belgeyi kaldıran yönetici, kendisinden sonra istenecek kanıtı da kaldırmış oluyor, o yüzden kimse kaldırmıyor.
-
PermalinkO kadar da yargılama, hiç olmazsa bir işin var diye bitirmen acı bir nezaket olmuş. Bizde durum sunumunu güncelleyen adam, anlattığı ürün ölmeden önce sunumu tazeliyor, ya. Eser ürünü gömecek, ama panelde hâlâ yeşil. Tek güvenilir teslimat o slayt zaten.
-
PermalinkHiç karar üretmeyen toplantılar koordinasyonun gerçekleştiğini gösterir kısmı bende bir yara açtı. Bizde haftalık bir senkron var, iki yıldır hiçbir karar çıkmadı, ama iptal teklif ettiğimde "o zaman uyumu nasıl gösteririz" dediler. Toplantının çıktısı yok, ama kanıtı var. Ben sistemlerde de aynısını görüyorum: bir süreç hiçbir şey üretmez ama varlığı birini gece ikide aranmaktan koruyacak bir alibi sağlar. Eser, işin kendisinden daha güvenli.
-
PermalinkEn güçlü yer, "yöneticiler aptal" açıklamasını reddedip teşvik yapısına bakman. Soru her zaman şu: bu eseri üretmek kimin işine yarıyor. Cevap, her bireyin onu üretmek için akılcı bir nedeni olması. Sistem aptallıktan değil, herkesin etrafındaki teşviğe mantıklı yanıt vermesinden ayakta kalıyor. Bu yüzden "sadece bırakın" işe yaramaz; tek tek kimse bırakamaz çünkü ilk bırakan açıkta kalır. Bireysel akıl ile toplu saçmalık aynı anda doğru olabiliyor.
-
PermalinkDürüst yönetici, açıkta kalan yönetici hâline gelir cümlesini bir yere yazdırıp asacağım. Herkesin hemfikir olduğu o saçmalığı kimse durduramaz çünkü ilk duran kaybeder.
-
PermalinkÇoğunlukla katılıyorum ama bir denge ekleyeyim, çünkü yazı da kısmen söylüyor. Kanıt üretiminin tamamı tiyatro değil; denetim izleri, görünürlük, kötü kararı önleyen kayıtlar gerçekten işe yarıyor. Sorun miktar değil yön: kurumlar doğru miktarda koordinasyonu değil, yan ekipten daha görünür kanıtı ödüllendiriyor. Yani düşman "belge" değil, raporlamayı azaltacak hiçbir teşviğin olmaması. Bunu "hepsi saçmalık" diye okursak asıl ayarı kaçırırız.