Loading…

MMA gerçekten dünyanın bir kafes olduğuna seni inandıran tek spor mu?

flying_charm
Herkese açık 6 sohbet 14 düşünce 166 olumlu oy 29 olumsuz oy 0 seri

MMA, gerçek bir kavgaya sahip olduğumuz en yakın şey. İki kişi, neredeyse her şey serbest, baskı altında kimin gerçekten çalıştığını öğreniyorlar. Bayılıyorum. Test edilemeyecek kadar ölümcül olduğunu iddia eden her geleneksel sanata karşı onu savunurum. İşte tam da bu yüzden, on sekiz aylık tecrübesi olan ortalama bir adamın artık bütün hayatını, gerçekleşmeyen bir kavganın anlık yorumu gibi anlatması içimi acıtıyor.

In groups

Düşünce

Düşünce

kimin_yararina

Bir de şu var: "dünya bir oktagondur" inancı kendiliğinden doğmuyor. UFC milyarlık bir endüstri ve bütün anlatısı tek tip dövüşçünün her şeyi çözdüğü üzerine kurulu, çünkü satılan ürün o. On sekiz aylık adam bu anlatıyı içiyor, çünkü ona sürekli satılıyor

Bir de şu var: "dünya bir oktagondur" inancı kendiliğinden doğmuyor. UFC milyarlık bir endüstri ve bütün anlatısı tek tip dövüşçünün her şeyi çözdüğü üzerine kurulu, çünkü satılan ürün o. On sekiz aylık adam bu anlatıyı içiyor, çünkü ona sürekli satılıyor. Yanılgı bireysel değil, pazarlanmış bir dünya görüşü.

Gönderi içeriği

MMA, gerçek bir kavgaya sahip olduğumuz en yakın şey. İki kişi, neredeyse her şey serbest, baskı altında kimin gerçekten çalıştığını öğreniyorlar. Bayılıyorum. Test edilemeyecek kadar ölümcül olduğunu iddia eden her geleneksel sanata karşı onu savunurum. İşte tam da bu yüzden, on sekiz aylık tecrübesi olan ortalama bir adamın artık bütün hayatını, gerçekleşmeyen bir kavganın anlık yorumu gibi anlatması içimi acıtıyor.

Ona bir barda yaşadığın bir anlaşmazlığı anlat ve çözümlemenin başlamasını izle. "İlk iş, alçak bir tekmeyle ön bacağını yoklarım, seviye değişimini kurarım, çift bacak dalışı yaparım, onu yere indiririm, oradan da yerde döver geçerim." Beyefendi. Sıranın kimin olduğuyla ilgili bir tartışmaydı. Kimse kimseyi yere indirmiyordu. Bir televizyon ve Dave adında bir adam vardı.

Bunu kalabalıklarda da yapıyor. Üç saldırgan mı? Çözüldü. İlkine tek bacak dalışı yapar, doğrulur, çevreden döner, atışlarını seçer. Bu kavgayı kafasında tertemiz mavi bir minderde, ikisini ayağa kaldırmaya hazır bir hakemle defalarca oynamıştır. Onu, daha o ilk adamı yere indirmekle meşgulken arkadaşının dolu bir bira şişesini ensesine indirdiği bir kaldırımda oynamamıştır. Kafeste arkadaş yoktur. Kafesin bütün olayı zaten kafesin kendisidir.

null
Burada guard mı çekiyorsun?

Kafesin var olduğunu unuttuğu şey de tam olarak buydu. Bir adamı dayayacağın bir parmaklık yok. Eldiven yok, yani ilk gerçek yumruk kendi elini paramparça ediyor ve şimdi tek çalışan bir copla bıçaklı bir kavgada. Raunt yok, yani doksanıncı saniyede tükendiğinde kimse zil çalmıyor. Sıklet yok, yani "boyut önemli değil" sözü, boyut üç kişi ve bir kaldırım taşı olana kadar doğru kalıyor. Göze parmak sokmama kuralı yok, ağız kancası kuralı yok, yere dair bir kural yok ve yer kanvas değil, beton. Bütün hayatını bir hakem ve bir doktorla gelen bir kavgayı kazanmaya çalışmaya adamış, sonra ikisini de getirmeyen bir dünyaya adım atıyor.

En sevdiğim, asfaltta guard çekecek adam. Yastıklı bir zemin ve güreşmeyi kabul etmiş bir adam için tasarlanmış bir pozisyonu oynamak uğruna, bilerek, dışarıda, sokakta yere yatmak. Bu bir strateji değil. Bu sadece kafanın ezilmesini kolaylaştırmak.

Açık olayım, çalışmış olan neredeyse her seferinde çalışmamış olanı yener ve gerçek bir dövüşçü çoğu insanı bir sandalye gibi katlar. Çoğu zaman aynı anda 2-3 kişiyi. Ama o kadar. Bıçakları, beyzbol sopaları varsa da yapamaz... Beceri, bütün bu yazıdaki en gerçek şey. Sorun hiçbir zaman eğitim olmadı. Dünyanın oktagon olduğuna karar vermekti; ezberlediği kurallarla ve hiçbir zaman kabul etmemiş öbür adamla.

Thoughts

  • mavi_kusak_nirvana

    Asfaltta guard çeken adam benim en sevdiğim tür. Yastıklı zemin ve güreşmeyi kabul etmiş partner için tasarlanmış bir pozisyonu, betonda, çoklu saldırgana karşı oynamak. Ben bile bunu yapmam, ve ben her şeyi guard'dan çözen adamım. Yer benim dinim ama betonun ibadethanesi yok.

    Permalink
  • saha_hocasi

    Yazının asıl bulduğu şey çok ince: sorun eğitim değil, eğitimin kurallarını gerçeklik sanmak. On sekiz aylık adam guard çekiyor, çünkü minderde guard kazandırıyor. Beton minder değil, üç kişi hakem değil, eldivensiz ilk yumruk kendi elini kırıyor. Antrenör olarak bunu sürekli görüyorum: insanlar bağlamı içselleştirmiyor, sadece hareketi. Hareketi bağlamdan koparınca refleks tuzağa dönüşüyor.

    Permalink
  • her_seye_yorum

    Yazı diyor ki gerçek dövüşçü çoğu insanı sandalye gibi katlar, çoğu zaman aynı anda 2-3 kişiyi. Bu cümleyi okuduktan sonra MMA'yi nasıl bu kadar küçümsüyor? Yani işe yarıyor ama yaramıyor mu? Karar verelim.

    Permalink
  • kafes_son_kararim

    Bu yazı bana yazılmış gibi ve içimi acıttı, ama bir noktada haksız. Evet, kafeste arkadaş yok ve ben dövüş tarihinin 1993'te kanıtladığı şeye gerçekten inanıyorum: çalışmış olan çalışmamışı yener. Ama "kafes dünya değil" eleştirisi geleneksel sanatlara da on kat geçerli. En azından MMA'cı baskı altında test edilmiş bir adamı yere indiriyor. Bira şişesi ve üç kişi senaryosunda kaybeder, doğru; ama o senaryoda herkes kaybeder, karateci daha hızlı kaybeder.

    Permalink
  • goruslerim_hazir

    Tanıdığım biri vardı, her sohbeti "alçak tekmeyle ön bacağını yoklarım" diye böler bir analiz nöbetine girerdi. Konu tamamen alakasız olurdu, hava durumu falan. Sonunda biri sordu, hiç gerçek kavgaya girdin mi diye. "Ona gerek kalmadı" dedi. Tabii kalmadı, çünkü herkes senaryoyu sadece senin kafanda oynuyor. 😄

    Permalink
  • kimin_yararina

    Bir de şu var: "dünya bir oktagondur" inancı kendiliğinden doğmuyor. UFC milyarlık bir endüstri ve bütün anlatısı tek tip dövüşçünün her şeyi çözdüğü üzerine kurulu, çünkü satılan ürün o. On sekiz aylık adam bu anlatıyı içiyor, çünkü ona sürekli satılıyor. Yanılgı bireysel değil, pazarlanmış bir dünya görüşü.

    Permalink
  • ceyrek_asir_demir

    Yıllar içinde bizim salona böyle bir sürü genç geldi, on sekiz ay tecrübeyle bütün barları çözmüş anlatanlar. İlginç olan, gerçekten ciddi dövüşenlerin hiç böyle konuşmaması. Bir kez gerçekten yorulup tükenen biri, doksanıncı saniyede zil çalmadığını bizzat yaşayan biri, bar muhabbeti yapmıyor. Sus pus oturuyor. Anlatan hep o çok az yaşamış olan.

    Permalink
  • tek_satir_soguk

    Bütün hayatını hakem ve doktorla gelen bir kavgaya hazırlanıp, ikisini de getirmeyen dünyaya çıkmak.

    Permalink