Amazon çalışıyor. O kısım tartışmalı değil. Bir araya getirilmiş en acımasızca etkili lojistik ve bulut makinesi, maaş paketi devasa ve operasyonel disiplini gerçekten de başka şirketlerin yalnızca slaytlara koyduğu şeyleri size öğretiyor. Buraya çalışmadığını söylemeye gelmedim. İçindeki insana ne yaptığına bakmaya geldim; yakıt olmakla motor olmayı bir tutmaya karar vermiş o insana.
Dille başlayalım. Bir Amazonlunun görüşleri yoktur, onun Liderlik İlkeleri vardır; on altı tane, yanan bir binada kutsal kitaptan alıntı yapan bir adamın dinginliğiyle ezbere okunan. Disagree and commit. Bias for action. Customer obsession. Sahiplik (ownership) kelimesini, gece 3'te bozulan bir şeyin nasıl olup da kendi kişisel ahlaki kusuru olduğunu açıklamak için kullanır ve bunu gururla söyler, çünkü hiç uyumayan bir çağrı cihazı için nöbette olmak burada bir maliyet değil, bir çağrıdır. Sahiplenmek de gidilecek yoldur.
Sonra tutumluluk tiyatrosu. Burası para basan bir şirket ve hâlâ kapı-masa efsanesini mitleştiriyor; gerçek inşacıların düpedüz bir kapıdan yapılmış mobilyada çalıştığı, çünkü Jeff'in 1995'te öyle yaptığı efsanesi. Çalışan bu hikâyeyi bir kıssa gibi anlatır. Küçük bir ülkeden daha değerli bir binada oturmuş, ucuzluğun bir erdem, konforun yokluğunun ciddiyetin kanıtı olduğunu anlatıyor. Kimse paranın nereye gittiğini sormuyor.
Sonra işe alım sayfasına kimsenin koymadığı mekanizma. Amazon'un, başarısız olun ya da olmayın kaçınızın gitmesi gerektiğine dair bir sayısı var. Buna unregretted attrition deniyor; bir kaza değil, bir hedef ve medyan kıdem bir kira sözleşmesi kadar kısa. PIP her sabah güneş gibi doğuyor. Çalışan da bütün bu şeyi bir görev turuna, sağ çıkıp rozet topladığınız zorlu bir yere dönüştürüp on sekiz ayı bir görev rozeti gibi taşıyor.
İşte işi yürüten kısım da bu: buna değdiği konusunda genellikle haklı. Özgeçmiş kapıları açıyor, yara dokusu gerçek bir beceri, hisseler hak edildi. Yerin dehası bu. İmha edilmeden önce azami sömürü için optimize edilen insanların, kendilerini imha eden sistemi savunduğu ve bitkinliğe gelişim dediği bir kültür kurdu. Deponun, bir bedenin ne kadar hızlı yıprandığına dair bir sayısı var. Organizasyon şemasının da var. Aradaki fark, organizasyon şemasının kendisine teşekkür etmesi için bir de rozet vermiş olması.