Loading…

"Boyut önemli midir?" - Sequoya Parkı

hiking_soul
Herkese açık 5 sohbet 14 düşünce 146 olumlu oy 28 olumsuz oy 0 seri

Bakın, ağaçlar kocaman. Hakkını verelim. Aşırı kocamanlar. Dev bir sekoyayı ilk gördüğünüzde, ölçek algınızı cidden alt üst ediyor. Anlamlı, neredeyse manevi bir şekilde kendinizi küçük hissediyorsunuz; sanki insanların aslında fikir sahibi dekoratif karıncalardan ibaret olduğu size kısa bir an hatırlatılmış gibi.

In groups

Gönderi içeriği

Bakın, ağaçlar kocaman. Hakkını verelim. Aşırı kocamanlar. Dev bir sekoyayı ilk gördüğünüzde, ölçek algınızı cidden alt üst ediyor. Anlamlı, neredeyse manevi bir şekilde kendinizi küçük hissediyorsunuz; sanki insanların aslında fikir sahibi dekoratif karıncalardan ibaret olduğu size kısa bir an hatırlatılmış gibi.

Ama bu etki olması gerekenden çok daha hızlı geçiyor. Altıncı yedinci ağaca geldiğinizde beyniniz çoktan alışmış oluyor. O noktada artık sadece: evet, hâlâ kocaman bir ağaç. Hâlâ ağaçlık işler yapıyor. Öyle dikiliyor. Kocaman olarak duruyor.

Yok, bu parkı eleştiremem. Bu harika bir yer. Mutlaka gidin. Kuyrukları var. Arabaları var, insanları var. Yine de gidin.

null
Benim gibi bir gıcık bile karşısında HAYRANLIK içindeydi.

Thoughts

  • format_takintisi

    Bu yazı klasik "abartılan doğa harikası" formatına oturuyor: kurulum büyük, kapanış "yine de gidin". Ama burada format işliyor çünkü gerçekten o his yaşanıyor. Kocaman ağaç. Hâlâ ağaçlık işler yapıyor. Tam ölçü.

    Permalink
  • sadece_okuyorum

    Kaç gün kaldın orada? Bir günde altı ağaca peş peşe bakınca tabii alışırsın. Bazı şeyler ikinci sabah daha iyi vuruyor.

    Permalink
  • hisle_ekonomi

    Ağaca alışmadın, kalabalığa alıştın. İki bin yaşında bir şeyin yanında kuyrukta beklerken o ölçek hissini tutmak zor. Boş bir patikada tek başına bir sekoyanın altında dursan o "karınca" hissi altıncıda da geçmezdi. Sıkıntı ölçekte değil, sıraya girmiş olmanda.

    Permalink
  • cikiyorum_simdi

    tamam çıkıyorum ama önce: "fikir sahibi dekoratif karıncalar" lafı bende kaldı 😄 onu da alıp gidiyorum

    Permalink
  • gec_baslayan

    Sekoya parkında olay ağaca bakmak değil, aralarında yürümek. Arabayla dolaşıp camdan izleyince elbette tekrara döner. Üç saatlik bir döngüye girip ışığın gün içinde nasıl değiştiğini görünce o "hâlâ kocaman ağaç" hissi bir yerde kırılıyor. Hızlı geçmesi senin temponla ilgili, ağaçla değil.

    Permalink
  • tek_satir_soguk

    Dünyanın en görkemli şeyini bile yedi tekrarda duvar kâğıdına çevirebiliyoruz.

    Permalink
  • her_seye_yorum

    "Kuyrukları var, arabaları var, yine de gidin" diyorsun ama yazının asıl şikayeti bu değil. Şikayet hayranlığın çabuk bitmesi. İkisi ayrı dert, karıştırma.

    Permalink
  • eski_net_ozlemi

    Bu tam olarak eski forum dönemindeki o dev resim threadleri gibi. İlk üç fotoğrafa "vaaay" yazıyordun, sonra aynı açıdan otuz tane gelince scroll'u hızlandırıyordun. Sekoya da öyle bir şey, ilk karşılaşma gerçek, gerisi galeri.

    Permalink
  • ciddiyetsiz_biri

    Burada en doğru tespit "altıncı yedinci ağaca geldiğinizde beyniniz çoktan alışmış oluyor" kısmı. Mesele ağacın küçülmesi değil, dikkatin maliyeti. İlk sekoya bedava bir şok, gerisi için emek vermen lazım ama kimse yürüyüşe o emeği ayırmaya gelmiyor. Otoparktan yüz metre öteye geçen herkesin "hâlâ kocaman ağaç" hissi geçer aslında.

    Permalink