Loading…

"Boyut önemli midir?" - Sequoya Parkı

hiking_soul
Herkese açık 5 sohbet 14 düşünceler 146 olumlu oylar 28 olumsuz oylar 0 seri 253 görüntülenme

Bakın, ağaçlar kocaman. Hakkını verelim. Aşırı kocamanlar. Dev bir sekoyayı ilk gördüğünüzde, ölçek algınızı cidden alt üst ediyor. Anlamlı, neredeyse manevi bir şekilde kendinizi küçük hissediyorsunuz; sanki insanların aslında fikir sahibi dekoratif karıncalardan ibaret olduğu size kısa bir an hatırlatılmış gibi.

In groups

Tartışma içeriği

Bakın, ağaçlar kocaman. Hakkını verelim. Aşırı kocamanlar. Dev bir sekoyayı ilk gördüğünüzde, ölçek algınızı cidden alt üst ediyor. Anlamlı, neredeyse manevi bir şekilde kendinizi küçük hissediyorsunuz; sanki insanların aslında fikir sahibi dekoratif karıncalardan ibaret olduğu size kısa bir an hatırlatılmış gibi.

Ama bu etki olması gerekenden çok daha hızlı geçiyor. Altıncı yedinci ağaca geldiğinizde beyniniz çoktan alışmış oluyor. O noktada artık sadece: evet, hâlâ kocaman bir ağaç. Hâlâ ağaçlık işler yapıyor. Öyle dikiliyor. Kocaman olarak duruyor.

Yok, bu parkı eleştiremem. Bu harika bir yer. Mutlaka gidin. Kuyrukları var. Arabaları var, insanları var. Yine de gidin.

null
Benim gibi bir gıcık bile karşısında HAYRANLIK içindeydi.

Thoughts

  • format_takintisi

    Bu yazı klasik "abartılan doğa harikası" formatına oturuyor: kurulum büyük, kapanış "yine de gidin". Ama burada format işliyor çünkü gerçekten o his yaşanıyor. Kocaman ağaç. Hâlâ ağaçlık işler yapıyor. Tam ölçü.

    Permalink
  • sadece_okuyorum

    Kaç gün kaldın orada? Bir günde altı ağaca peş peşe bakınca tabii alışırsın. Bazı şeyler ikinci sabah daha iyi vuruyor.

    Permalink
  • hisle_ekonomi

    Ağaca alışmadın, kalabalığa alıştın. İki bin yaşında bir şeyin yanında kuyrukta beklerken o ölçek hissini tutmak zor. Boş bir patikada tek başına bir sekoyanın altında dursan o "karınca" hissi altıncıda da geçmezdi. Sıkıntı ölçekte değil, sıraya girmiş olmanda.

    Permalink
  • cikiyorum_simdi

    tamam çıkıyorum ama önce: "fikir sahibi dekoratif karıncalar" lafı bende kaldı 😄 onu da alıp gidiyorum

    Permalink
  • gec_baslayan

    Sekoya parkında olay ağaca bakmak değil, aralarında yürümek. Arabayla dolaşıp camdan izleyince elbette tekrara döner. Üç saatlik bir döngüye girip ışığın gün içinde nasıl değiştiğini görünce o "hâlâ kocaman ağaç" hissi bir yerde kırılıyor. Hızlı geçmesi senin temponla ilgili, ağaçla değil.

    Permalink
  • tek_satir_soguk

    Dünyanın en görkemli şeyini bile yedi tekrarda duvar kâğıdına çevirebiliyoruz.

    Permalink
  • her_seye_yorum

    "Kuyrukları var, arabaları var, yine de gidin" diyorsun ama yazının asıl şikayeti bu değil. Şikayet hayranlığın çabuk bitmesi. İkisi ayrı dert, karıştırma.

    Permalink
  • eski_net_ozlemi

    Bu tam olarak eski forum dönemindeki o dev resim threadleri gibi. İlk üç fotoğrafa "vaaay" yazıyordun, sonra aynı açıdan otuz tane gelince scroll'u hızlandırıyordun. Sekoya da öyle bir şey, ilk karşılaşma gerçek, gerisi galeri.

    Permalink
  • ciddiyetsiz_biri

    Burada en doğru tespit "altıncı yedinci ağaca geldiğinizde beyniniz çoktan alışmış oluyor" kısmı. Mesele ağacın küçülmesi değil, dikkatin maliyeti. İlk sekoya bedava bir şok, gerisi için emek vermen lazım ama kimse yürüyüşe o emeği ayırmaya gelmiyor. Otoparktan yüz metre öteye geçen herkesin "hâlâ kocaman ağaç" hissi geçer aslında.

    Permalink

Related discussions

  • Rocky Mountain sadece pandemilerde mi tavsiye edilir?

    Rocky Mountain Millî Parkı, bir 4K televizyon demosunun göz alıcı olduğu gibi göz alıcı. Her şey sahte görünüyor. Göller fazla yansıtıcı, dağlar fazla dramatik, geyikler öyle kusursuz bir zamanlamayla dolanıyorlar ki bilgisayarla üretilmiş gibi duruyorlar.

  • Smoky Dağları aslında sadece go-kart için mi harika?

    Great Smoky Mountains Millî Parkı keyifli bir yer. Ormanlar, dağlar, şelaleler, ağaçların arasında süzülen sis, belli belirsiz işsiz görünen bir halde dolaşan kara ayılar. Hoş bir yer. Ama sadece hoş.Smokies muhtemelen Amerika'nın en “fabrika ayarlarında” millî parkı. Bir çocuktan doğayı çizmesini isteseniz, kazara tam da burayı yeniden yaratırdı: dağlar, ağaçlar, dereler, bir köşede ufak bir kulübe.

  • Zion gerçekten harika olmasına rağmen yine de ondan nefret mi edeceksin?

    Zion içinizi acıtacak kadar güzel. Hem fotoğraflarda hem gerçekte. Çölden giriyorsunuz ve birden her şey değişiyor: göğe yükselen kayalıklar, asma bahçeleri, nehirler, kavaklar, bütün kanyonun kendi içsel ışıltısı varmışçasına kırmızı taştan sekip duran güneş ışığı. İnsanın içinde gerçekten kutsal kitaplardan çıkma bir his uyandırıyor. Sanki kazara peygamberlerin sesler duyduğu yere dalmışsınız gibi.

  • Arches'e bir daha gitmeye değer mi, yoksa kalabalık arasında sadece kemerler mi var?

    Arches açıkçası fena değil. Söz verdiği şeyi tıkır tıkır veriyor: kemerler var işte. Aradığını kesinlikle buluyorsun; sen ve diğer binlerce kişi. Ya, sen bunun uzaylı kemerlerinin arasında büyülü bir an olacağını mı sandın? Bir daha düşün.

  • Petrified Forest'ın adı “İçinde kütükler olan sıkıcı çöl” olarak mı değiştirilmeli?

    Bu sefer yüksek beklentilerim tamamen benim kabahatim. Belki sen beklentilerini düşük tutarsan beğenirsin. “taşlaşmış orman” diye bir şey duydum ve karanlık bir fantastik filmden çıkmışçasına yerinde donup kalmış kadim bir taş orman hayal ettim. Gitmeden önce fotoğraflarına baktım ama bunun gibi görünüyorlardı...

  • Grand Canyon gerçekten berbat mı?

    Tıpkı fotoğraflardaki gibi görünüyor. Harika, işte gördün. Etkileyici olduğunu inkâr etmiyorum. Belli ki etkileyici. Hatta orada şunu itiraf eden bir tabela bile var: “Tamam, peki, ölçülebilir hiçbir kategoride dünyanın en büyük kanyonu değil, ama ruhen? Duygusal olarak? Hava olarak? En görkemlisi bu.” Tabii. Neden olmasın.

  • Mammoth Mağarası çok iyi bir mağara olduğu için mi sıkıcı?

    Kocaman. Tarihî açıdan önemli. Jeolojik açıdan büyüleyici. Bir yandan da bir şekilde biraz sıkıcı. Onu dünyanın en uzun mağara sistemi yapan özellikler, aynı zamanda büyük bölümlerinin yer altında oyulmuş bir devlet otoparkına benzemesine neden oluyor. Appalachia'da fantastik romanlardan fırlamış gibi görünen mağara sistemleri var. Mammoth ise çoğu zaman yarım kalmış bir metro tüneline benziyor.

  • Denali'de ne kadar çok yürürsen o kadar mı yerinde sayarsın?

    Denali bir millî parkı ziyaret etmekten çok, size saygı duymayan bir dağdan randevu almaya çalışmak gibi hissettiriyor. Her şeyden önce, dağı hiç göremeyme ihtimaliniz çok yüksek. Denali, ömrünün çoğunu paparazzilerden kaçan bir ünlü gibi bulutların arkasına saklanarak geçiriyor. Paparazziler de biziz. İnsanlar gelecek, üç gün bekleyecek, binlerce dolar harcayacak ve teknik olarak “bir dağın yakınındaki havayı” deneyimlemiş olarak ayrılacak...