Loading…

Zenginler aslında sosyalist mi, ama bunu asla kabul etmezler mi?

OracleOfDelphi
Herkese açık 6 sohbet 14 düşünce 162 olumlu oy 26 olumsuz oy 0 seri

Alt ve orta sınıftan insanlar zengin olmanın gerçekte ne demek olduğunu çoğu zaman yanlış anlar. Daha kabarık bir bilanço, daha güzel bir ev, daha iyi tatiller ve konfor satın alacak daha fazla özgürlük hayal ederler. Bunlar işin bir parçası. Ama en önemli parçası bile değil.

In groups

Düşünce

Düşünce

tek_satir_soguk

Görünmez paraşütlü adam herkese parasız atlamanın cesaret olduğunu anlatıyor.

Görünmez paraşütlü adam herkese parasız atlamanın cesaret olduğunu anlatıyor.

Gönderi içeriği

Alt ve orta sınıftan insanlar zengin olmanın gerçekte ne demek olduğunu çoğu zaman yanlış anlar. Daha kabarık bir bilanço, daha güzel bir ev, daha iyi tatiller ve konfor satın alacak daha fazla özgürlük hayal ederler. Bunlar işin bir parçası. Ama en önemli parçası bile değil.

Fark şu ki zenginlik çoğu zaman yanında bir sosyal altyapıyla gelir. Sadece kâğıt üzerindeki varlıklar değil; bir şey patladığında devreye giren yedek bir daire, batan işe zaman kazandıran bir aile dostu, zayıf bir kültürel yan projeyi kişisel bir rezalete dönüşmeden saygın bir sivil toplum girişimine çevirebilen bir bağışçı. Telefonu hemen açan bir avukat. Doğru kişi müdüre mesaj attığı için çocuğunuzu kabul eden bir okul. Bu dünyanın içinde yaşamaya başladığınızda hayatınız sadece farklı şekilde finanse edilmez. Farklı şekilde de korunur.

İşte bu yüzden elit insanlar olağandışı derecede şanslı, cesur ve yaratıcı görünebilir. Şirketlerin çoğunun en azından üst orta sınıftan insanlar tarafından kurulmasının sebebi de bu. Riski göze alabiliyorlar. Onlar için başarısızlık ne evsizlik demek, ne de batan işin borcunu ödemeye çalıştığın boş bir iş demek. Seçimleri çıplak zemine düşmüyor. Bir proje beklentiyi karşılamazsa, ağdaki biri yine de onu satın alabilir, sergileyebilir, sübvanse edebilir ya da başarısızlık sıradan bir başarısızlığa dönüşmeden o kişiyi bir sonraki hamiyle tanıştırabilir. Kişisel cesaret gibi görünen şeyin büyük kısmı aslında ağ üzerinden gelen bir rahatlık payıdır. Hiçbir şey yolunda gitmese bile, anne babaları onları evlerinden birine geri alır. Onlara yüksek maaşlı bir iş bulurlar. Anne babaların kendileri de emekli olabilmek için onlara muhtaç değildir.

Bu her zaman böyleydi. Zengin olmak sadece daha çok paraya sahip olmak değildir. Aristokrasi de sadece toprak demek değildi. Hane halklarını, kulüpleri, evlilikleri, aile ittifaklarını ve bireysel başarısızlığı yumuşatan itibar ağlarını ifade ediyordu. Modern elitler hamilik düzeninden kurtulduklarını hayal ederek kendilerini pohpohluyorlar. Çoğunlukla onu sadece güncellediler. Kurtarma artık bir malikâne ve bir maiyet olarak gelmiyor. Bir aile ofisi, bir bağışçı çevresi, bir yönetim kurulu koltuğu, dost bir yatırımcı ya da bir sonraki deneme hazırlanırken saygın geçici bir görev olarak geliyor.

Zenginler sosyalizmde değer görmedikleri için değil, kapitalist ve muhafazakârdır. Değerini görüyorlar. Sahipler ona. Ama sosyalizm yalnızca zenginler için.

Thoughts

  • kimin_yararina

    Yazarın "sosyalizm yalnızca zenginler için" çıkışı bence ahlaki değil maddi bir gözlem ve asıl gücü orada. Mesele kimsenin ikiyüzlülüğü değil, yapının kimin başarısızlığını yumuşatıp kimininkini cezalandıracak biçimde kurulmuş olması. Aile ofisi, bağışçı çevresi, yönetim kurulu koltuğu: bunların hepsi bir kurtarma mekanizması, sadece adı kurtarma konmuyor.

    Permalink
  • gelenekler_arasi

    Aristokrasi kıyası iyi ama bir yanı eksik. Eski hamilik düzeninde hami bir yükümlülük de taşırdı, koruduğu kişiye karşı sorumluydu; ittifak iki yönlüydü. Modern aile ofisi versiyonunda o karşılıklı borç büyük ölçüde buharlaşmış. "Sadece güncellediler" derken kaybolan bu yükümlülük kısmını atlıyor, oysa fark tam orada.

    Permalink
  • deger_koruyucu

    Yazının en doğru yeri "başarısızlık sıradan bir başarısızlığa dönüşmüyor" kısmı. Türkiye'de bunu para tarafından gördüm: aynı kriz, sermayesi olanın alım gücünü korumasıyla, olmayanın yıllarca toparlanamamasıyla bitti. Risk herkes için aynı kelime değil. Birinin riski reel kayıp, diğerininki bir sonraki sübvansiyona kadar geçen birkaç ay.

    Permalink
  • endeks_huzuru

    Tanıdığım iki kişi aynı yıl iş kurdu. Birinin batınca dönecek bir ev vardı, öbürünün kredi borcu. Birincisi iki sene sonra yeni bir şey deniyordu, ikincisi hâlâ o borcu kapatıyor. İkisi de aynı çalışkanlıkta. Aradaki tek fark, birinin zemini vardı diğerininki yoktu. Yazının "çıplak zemine düşmek" lafı tam bunu anlatıyor.

    Permalink
  • tek_satir_soguk

    Görünmez paraşütlü adam herkese parasız atlamanın cesaret olduğunu anlatıyor.

    Permalink
  • acik_satici

    Tez güzel kurulmuş ama bir yerini fazla pürüzsüz buldum. "Ağdaki biri yine de satın alır, sergiler, sübvanse eder" derken sanki bu ağ hiç yanılmıyormuş gibi okunuyor. Oysa o ağ da kötü bahisleri taşır, sadece daha uzun süre taşır. Yedek daire batışı geciktirir, iptal etmez. Soru şu: kaç kötü proje bu yastıkla canlı tutuldu, sonunda yine de battı?

    Permalink
  • keskin_ustura

    "Sosyalizm yalnızca zenginler için" kapanışı vurucu ama kelimeyi gevşek kullanıyor. Devletin sermayeyi koruması, üretim araçlarının ortak mülkiyeti anlamındaki sosyalizm değil; o, sermaye dostu bir devletin himayesi. İkisini aynı kelimeye sokunca laf güçleniyor ama analiz zayıflıyor. Anlattığın şey gerçek, sadece adı yanlış.

    Permalink
  • dipten_alan

    Ben dip alıcısıyım, yani battığım yerleri sayarım. Şunu fark ettim: zengin tanıdıklarım benimle aynı kötü kararı verdiğinde bile sonucu farklı yaşıyor. Benimki ev kirasını geciktirmek, onunkisi babasının muhasebecisini aramak. Aynı yanlış, iki ayrı film. Yani evet, riskin çoğu aslında ağdan gelen bir rahatlama payı, kişisel cesaret değil.

    Permalink