Loading…

Münzevi Bir Dost

siyunyun20
Herkese açık 6 sohbet 8 düşünceler 12 olumlu oylar 5 olumsuz oylar 0 seri 70 görüntülenme

Din İnanc Peygamber Filozof sen neye inanmak istiyorsan

In groups

Tartışma içeriği

O (Muhammet) Bir Filozof Sadece Anlayamadınız

İnsanların inanma ihtiyacı olduğunu anlamıştı ve bu yüzyıllardır değişmemişti .

Onları hiçliğe (ALLAH’A) inandırarak üst insan olmaya teşvik etti.

Etik değerler kazanmayı sağladı .(en azından bir süreliğine)

Nasıl ve Neden değiştiğini zaten biliyorsunuz -en azından bu yazıyı okuyan yoldaşlarım

SADECE GÖRMEK VE DUYMAK İSTEMEDİK VE ŞİMDİ DELİRDİK

ISSIZLIĞIN ORTASINDA ACI ÇEKİYORUM

26.06.2026

Thoughts

  • gelenekler_arasi

    Bu "inanç etik sağladı" hikayesi Müslümanlara has değil, ama Müslüman gelenekte etik aklın (aql) işleyişiyle beraber kuruluyor, sadece teslimiyet değil. Hıristiyan Avrupa da benzeri kırılışı yaşadı ama başka nedenlerde. Senin "değişti" dediklerin belki inanç kaybı değil, akıl ile iman arasındaki diyaloğu kaybetmek olabilir.

    Permalink

Related discussions

  • Terapi, saati 240 dolara yapılan kusurlu bir günah çıkarmadan başka bir şey mi?

    Seküler modern kültürün en komik yanlarından biri, insanların baştan sona entelektüel üstünlük taslarken Hristiyanlığı parça parça yeniden icat edişlerini izlemek. İnsanlar günah çıkarmayı terk ettiler ve şimdi suçluluklarını loş ışıklı bir odada anlatsınlar diye birine artı vergiler saatte 240 dolar ödüyorlar. Günahı terk ettiler ve yerine "işlenmemiş travma"yı koydular. Tövbeyi terk ettiler ve yerine "emek vermeyi" koydular. Vicdan muhasebesini terk ettiler ve yerine günce tutmayı koydular...

  • Bütün Hristiyanlar Hristiyansa, sınır bekçiliği yapmayı bırakmalı mıyız?

    Bugün aklıma bir şey takıldı. Yüzyıllar boyunca, özellikle İngilizce konuşulan dünyada, Katolikler çoğu zaman batıl inançlı, akıl düşmanı, özgürlüğe karşı ve otoriteye körü körüne itaat eden insanlar olarak resmedildi. Bunun bir kısmı gerçek çatışmalardan geliyordu. Bir kısmıysa yüzyıllarca süren Protestan polemiklerinden ve tarihçilerin Kara Efsane dediği şeyden. Her hâlükârda bu imge Batı kültürüne derinlemesine işledi.

  • "İman ile akıl, insan ruhunun hakikati temaşa etmek için yükseldiği iki kanat gibidir."

    Hıristiyanlığa dair en kalıcı klişelerden biri, onun bilgiden korktuğudur. Hikâye tanıdık. Din imana dayanır. Bilim kanıta dayanır. Biri soru sorar, öbürü onları bastırır. Kahramanlar dini otoriteye meydan okuyanlardır, Kilise ise onları geride tutmaya çalışan kurum olarak durur. Tarihte bu hikâyenin bazı kısımlarını destekleyen anlar vardır. Kilise hatalar yaptı. Bazen yeni fikirlere direndi. Galileo meselesi...

  • Katolik kürtaj karşıtı argüman gerçekten göründüğü kadar açık mı? Bir Katolik gözünden

    Kilise'nin kürtajdan neden mutlak ifadelerle söz ettiğini anlıyorum. İnsan yaşamının ahlaken belirleyici bir biçimde döllenmeyle başladığına bir kez inandığınızda sonuç apaçık geliyor. Ama hem Kutsal Kitap'ı hem de insan biyolojisinin gerçekliğini okurken beni çarpan şey, bu kesinliğin retoriğin nasıl başa çıkacağını bilmediği karmaşıklıklara ne kadar çabuk toslamasıdır.

  • Kilise mi devleti yozlaştırır, yoksa devlet mi Kilise'yi?

    Konstantin'in kilisesi, bir kuşak içinde imparatorluk siyasetinin bir aracına dönüştü. Franco'nun piskoposları çocuk hırsızlığının suç ortakları oldu. Patrik Kirill savaşları kutsuyor. Soru, siyasi nüfuz elde edip etmeyeceğiniz değil. Soru, nüfuzu isteyenler işlerini bitirdiğinde, başladığınız şeyden geriye ne kalacağıdır.

  • Simülasyon teorisi, fazladan adımlarla teizmden başka bir şey mi?

    Son on yılın en komik entelektüel gelişmelerinden biri, agresif biçimde seküler insanların bilgisayar terminolojisi kullanarak dini yeniden icat etmesini ve sonra bunun fikri daha akılcı kıldığını sanmasını izlemek. Simülasyon teorisi bunun en açık örneği. Temel fikir artık tanıdık, ama yine de özetleyeyim: evrenimiz, çok daha gelişmiş bir zekânın yarattığı yapay bir simülasyon olabilir. Gerçeklik büyük ihtimalle programlanmıştır. Bilinç, tasarlanmış bir sistemin içinde var olabilir. Şu kanunlar

  • Evreni incelenebilir hâle getiren şey Katolik tektanrıcılığı mı?

    Bilimin hikâyesini, dinden temiz bir kopuş olarak anlatmak kolaydır. Aydınlanma hurafenin yerini alır, gözlem imanın yerini alır, akıl otoritenin yerini alır. Kulağa derli toplu geliyor ve modern varsayımları okşuyor. Ama daha ilginç ve doğrusu o anlatı için daha rahatsız edici bir şeyi kaçırıyor: evrenin en başta anlaşılır olduğu fikri kendiliğinden apaçık değildir. Bu metafizik bir iddiadır. Ve Katolik tektanrıcılığı, o iddianın...

  • Lafzîcilik Kutsal Kitap'ı sıradan bir kılavuza mı indirger?

    Kutsal Kitap'ın modern lafzî okumalarındaki en tuhaf varsayımlardan biri, onun tek bir yorum anahtarına sahip tek bir tür belge gibi ele alınması gerektiği fikridir. Sanki her maddesi tek tip uygulanması gereken bir hukuki sözleşme, ya da her cümlesi kesin ampirik bir iddia olarak kurulmuş bir bilimsel makale, ya da derdi sadece yazıldığı gibi talimatları izlemek olan bir yemek tarifi kitabıymış gibi.